Limter İş Başkanı Saygılı: LCW deponun örgütlenme sürecinde yanlış yönlendirildik

LCW deponun patron-sendika marifetiyle iş kolu değiştirmesi; bu değişikliğin akabinde örgütlenmenin Hak-İş’e bağlı Öz Büro İş’e aktarılmasının ardından tartışmalar sürüyor.

DGD-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu kaleme aldığı yazıda LCW depoda Liman-İş sendikasının sınıf ihaneti çalışmalarını açığa çıkardı. Yazıya cevap olarak LCW depoda çalışan Deniz Sak Evrensel gazetesi üzerinden bir yazı yayınlayarak Aksu’nun yazısındaki ifadelerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti.

Aksu yazısında LCW depo işçilerinin DİSK’e bağlı Limter-İş sendikasına üye olmak istediklerini ama bu isteğin sendika ve depoda bulunan kimselerce engellendiğini şu sözlerle ifade etmişti:

“Hak İş’e bağlı bu sarı sendikanın sınıf ihaneti çalışmalarıyla ilk LCW örgütlenmesinde karşılaştık.  LCW depo iş kolundaki 3000’i aşkın işçinin çalıştığı yegane büyük iş yeriydi ve sadece bu iş yerinde sağlanan çoğunlukla DGD-Sen iş kolu barajını aşabilirdi. İş yerinden beş işçiyle oluşturulan bir komite ile iki yıllık bir örgütlenme planı çıkarıldı. Örgütlenmenin dördüncü ayında Liman-İş’in iş yerinde işçileri üye yapmaya çalıştığını öğrendik. Liman-İş’le iletişim kurmuş bir işçiyle Esenyurt’ta görüştük. İşçi, örgütlenmenin Liman-İş uzmanları eliyle başladığını kendilerinin tercihinin Liman-İş olmadığını ancak uzmanların daha önce Disk’in iş kolundaki ilgili sendikası Limter-İş’in Genel Başkanı Kamber Saygılı’yla görüştüklerini, ancak Saygılı’nın uzmanlara “kendilerinin toplu sözleşme yapma yetkilerinin olmadığını dolayısıyla toplu sözleşme yapabilen Liman-İş’te örgütlenmelerinin daha doğru olacağını, Liman İş örgütlenmesi başarıldığında iş yerinde sandık kurup topluca Limter-İş’e geçilebileceğini” söylediğini anlattı. Abes olduğu bizce açık olan bu durumu teyit için telefonla aradığımız Saygılı bize “bu içerikte herhangi bir görüşmenin olmadığını, ülke barajını aşabileceğimiz bir iş yerindeki örgütlenme talebini geri çevirmemiz gibi akıl dışı bir durumun söz konusu olmayacağını” söyledi.

Sarı sendikanın doğan görünümlü şahin uzmanlarınca işçilerin kandırıldığı tescil edilmiş oldu. İşçi arkadaşa bu sendikanın iç yüzünü aktardık. Sonra DGD-Sen sitesinde konu ile ilgili işçileri uyaran bir çağrı yayınladık…”

Deniz Sak ise bu iddiayı reddederek Limter-İş Başkanı Kamber Saygılı ile yaptıkları görüşmede, Saygılı’nın örgütlenme talebine olumsuz yanıt vererek, yürüyen sürecin devam etmesi gerektiğini söylediğini şu sözlerle ifade etti:

“Esenyurt’ta yapılan görüşmede “Sendika uzmanları bize Kamber Saygılı ile görüştü, bunları bunları söyledi” gibi bir ifademiz olmadı. Yazılanlar tamamen hayal ürünü ya da büyük bir art niyetli komplonun ürünüdür. DGD-Sen’in LCW depolarında örgütlenmesi yoktu. Biz çalışmalarımızı başlattıktan sonra birkaç arkadaş üzerinden bazı söylemler duyduk, hepsi bundan ibaretti. Bu görüşmede Aksu bize “Evet biz baraj altındayız, 2017’de barajı aşacağız, örgütleniyoruz” gibi şeyler söyledi. Ben de Liman-İş’te üyeliklerin hızla devam ettiğini, söylemleri ile engel olmamaları gerektiğini, eğer işçilerin çıkarlarını düşünüyorlarsa destek olmaları gerektiğini aktardım. Aksu neden DİSK’e gitmediğimizi sordu. Ben de kendilerine işyerimizde telefonla Kamber Başkanı aradığımızı aktardım. Kamber Saygılı’nın söylediklerini aynen aktardım, Kamber Saygılı bu telefon görüşmesinde gerçekten kendine yakışanı yapmış, ilerleyen bir süreç olduğunu ve devam etmemiz gerektiğini belirtmiştir. Bu diyaloglar da Aksu’ya aktarılmıştır. Bahsettiği gibi Liman-İş uzmanlarının söylemleri değildir ve hatta ne bana ne de diğer işçi kardeşlerimize Liman-İş uzman ya da yöneticilerinden Limter-İş ile ilgili olumsuz bir açıklama gelmemiştir, çalışmalarımız süresince Limter-İş gündemimiz olmamıştır. Aksu’ya bizzat bizim yaptığımız görüşmeyi aktardım. Ama yazısında hem konuştuklarımızı farklı aktarmış hem de sanki bu diyalogu Liman-İş uzmanları yapmış gibi aktarmış.”

Bu iddialar doğrultusunda görüşlerini aldığımız Limter İş Başkanı Kamber Saygılı, ilkeleri gereği Hak-İş’e bağlı bir sendikada örgütlenmeyi doğru bulmadıklarını belirterek şunları aktardı:

“Limter-İş sendikasının politikası gereği Hak-İş’e bağlı sendikaları tercih etme/ettirme gibi bir durum asla söz konusu olmaz. Kaldı ki işçilerin bize eğilim gösterdiği noktada elbette kendimiz örgütlenme faaliyeti yürütürüz. Sendikamızın varlık nedeni de bu zaten. O günkü koşullarda söylenen böyle değildi. “Birkaç işçi var ama işçiler esas olarak TİS hakkı olan Liman-İş’ten yana eğilim gösteriyorlar.” denmişti. Hatta o zaman “Limter-İş barajı aşamadığından dolayı örgütlenmeye toparlayamayız, başarısız oluruz.” dendi. Yanlış yönlendirildik. O günkü koşullarda bizi arayanların kim olduğunu hangi siyasetten olduklarını da bilmiyorduk, yüzyüze bir görüşme de olmadı. Orada bir iki işçi dışında eğilimin Liman-İş örgütlenme faaliyeti olduğu bilgisiyle de herhangi bir hamle yapmadık. Bu zaten sendikamızın ilkesidir. Dolayısıyla ortada apaçık eksik ve yanlış bilgilendirme var.”