Radikalizm ve aşırılık Libya’ya nasıl sızdı? – Cibril Ubeydi (Şarkul Avsat)

Ilımlı Libya toplumu, herhangi bir aşırı ve radikal duruma şahit olmadı. Aksine el-Kaide düşüncesi, özellikle Sovyetler Birliği’nin baskısına karşı Afgan cihadından etkilenen gençlerde yankılandığı zaman ılımlı Libya toplumu, 1990’ların sonunda farklı soyutlanmış durumlara tanık oldu. Kaddafi döneminde özgürlüklerin kısıtlanmasından ve baskıdan dolayı bazıları Tora Bora mağaralarında yaşamak için de olsa göç etti.

Afganistan’la sınırı bulunmayan, ortak gelenek ve kültüre sahip olmayan Libya’da bugün bazı kız öğrenciler ve bayan öğretmenler Afgan burkasını yayarak Afganlılara benzemeye çalışıyor. Bu yanlış, tekrar ettiğinden dolayı toplumu tehdit ediyor.

Bu yanlışa sessiz kalmak ise ayrı bir felakettir. Bu giysi, Afgan toplumuna entegre olmak için göç eden Araplardan Tora Bora mağaralarında ikamet edenlere uygun olabilir. Fakat bu giysi, Arap ve İslam kimliğiyle, asaleti ve tarihiyle gurur duyan köklü Libya toplumuna kesinlikle uygun değil.

Belki de önceki rejim döneminde dini eğitimin iptal edilmesi, aşırılık ve radikalizm çemberinin genişlemesine ve bazılarının ılımlılıktan uzaklaşmasına neden oldu. Kaddafi rejimi döneminde genel eğitim programında sadece Kuran sureleri ve sözcük anlamları dersi yer aldı. Bu da dini boşluğa yol açtı.

Başkaları da devletin denetlediği ve yayınlarını kontrol ettiği dini eğitim kurumları aracılığıyla kendi fikirlerini topluma yaydı. Bu da topluma aşırılığın ve radikalizmin girmesine ve toplumda Hasan el-Benna ile Seyyid Kutup tarzı fikirlerin yayılmasına doğrudan yol açtı.

Devlet, 1990’larda radikal gruplarla çatıştığı zaman yüzlerce polis ve asker, el-Kaide’nin Libya kolu “Libya İslami Savaş Grubu” gibi cemaatlerin ihanetine kurban gitti. Çatışmaya direnemeyip ihaneti bir araç olarak kullanan bu gruplar, toplumun kendilerini himaye etmeyi reddetmesinin ardından dağ mağaralarında konuşlanıp buraları üs edindiler.

Yanlış çözüm devam etti. Şöyle ki; hapishaneler, radikal fikirlerin üretim merkezine ve birçok radikal unsurun mezun olduğu bir tür akademiye dönüştü. Ebu Selim hapishanesi, buna canlı bir örnektir. Müslüman Kardeşler(İhvan), 2005 yılında Libya rejimiyle uzlaşma sürecinde kendi fikirlerini gözden geçirdiklerine dair oğul Kaddafi’yi kandırdıklarında Kaddafi rejimini kandırdılar.

O dönemde bu hilenin manevi babası, terör listesinde aranan el-Salabi ve bu hilenin kaynağı ise yine aranan el-Karadavi’ydi. İhvan liderleri cihat hakkında yeni görüşler yayınladı. Bu yeni görüşler, Kaddafi rejimine karşı silahlı mücadelenin meşru olmadığını açıkladı.

Bu, hapishanelerden çıkmak için sadece siyasi bir tahkiyeydi. İhvan, bunu Şubat 2011’de hızlı bir şekilde inkâr etti. İhvan üyeleri, NATO’nun yardımıyla rejimi devirmek için silahlandı.

Radikal düşünce Libya’ya sızarak toplumda bir çatlak meydana getirdi. Özellikle devlete karşı yapılan silahlı çatışmalarda gözaltına alınanların çoğu, Tekfir ve Hicret Cemaati’nin kurucusu ve İhvan üyesi Şükrü Mustafa’nın tekfirci düşüncesini benimsemişlerdi. Nitekim sapık bir fikri benimseyen Tekfir ve Hicret Cemaati’nin kurucusu, bu düşünceyi “Mevcut tüm toplumlar, kesinlikle cahil ve kâfir toplumlardır” sözüyle özetliyordu.

Bu şekilde çocuk, anne-babasını, kardeşlerini ve ailesini tekfir ederek onları terk ediyor ve daha sonra geri dönüp bıçak ve baltayla onları öldürüyordu. Kutub’un ve Şükrü Mustafa gibi öğrencilerinin fikirlerini benimseyen çocuk, onların kanıyla Allah’a yakınlaşacağını zannediyordu. Bu da radikal fikirleri tesis edenlerin ne dilde ne de fıkıhta uzman olduklarını gösteriyor.

Fakat genel olarak ılımlı ve Maliki fıkhına tabi olan Libya toplumunun çoğu, bu hareketleri ve fikirleri desteklemeyi kesin olarak reddediyor. Zira bu cemaatler, topluma sızmak için farklı isim ve türler aracılığıyla dini düşünce ya da güvenlik boşluğundan yararlanarak şartlara göre ortaya çıkıp zulüm yapan soyutlanmış fırsatçı gruplardır. Bu cemaatler, kendi radikal fikirlerini yaymaya önem verdiği kadar arkasına saklandığı isimlere önem vermiyor.

Libya’da herkes, bu gruplara ve onların yıkıcı fikirlerine karşı çıkıyor. Bu durum, seçim zamanında net bir şekilde ortaya çıktı. Bu gruplar, hiçbir şey elde edemedi. Ancak onlar, Katar ve Türkiye tarafından yapılan sınırsız para ve silah desteği neticesinde Libya’yı ve ılımlılığı tahrip etmek için Libya toplumuna sızmaya çalışıyor.

Kaynak: Şarkul Avsat