Şanlıurfa’daki işkence iddialarına Sulh Ceza Hakimliği’nden flaş karar

Şanlıurfa Sulh Ceza Hakimliği, TEM Şube’de işkence gördüğü iddia edilenlerin başka bir şubeye gönderilmesine karar verdi.

Avukat Mustafa Eraslan, “Bu insanlar nereye giderse savcılık sorumlu. Bu karar yerine getirilmezse savcılık görevi ihmal suçu işlemiş olur” dedi. Duvar’da yer alan habere göre; Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinde geçtiğimiz günlerde gözaltına alınanlar Şanlıurfa Terörle Mücadele (TEM) Şubesi’nde tutuluyor. Sulh Ceza Hakimliği, bugün ifadesi alınan birçok kişiye işkence yapıldığını kabul ederek gözaltına alınanların başka bir büroya gönderilmesine karar verdi. Avukat Mustafa Eraslan, müvekkilleriyle görüştüklerini aktararak, “işkence boyutunun akıl almaz olduğunu” söyledi. Eraslan, savcılığın kararını takip edeceklerini ve bu kararın derhal yerine getirilmesi gerektiğini dile getirdi. Hakimlikte ifade verenler de işkenceye maruz kaldıklarını anlattı. Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesine bağlı Dergili Mahallesi’nde 18 Mayıs günü yaşanan çatışmanın ardından Halfeti ve Bozova ilçelerinde gözaltına alınan 47 kişiden bugüne kadar 19’u serbest bırakılırken, diğerleri hâlâ gözaltında. Gözaltındaki birçok kişi bugün Şanlıurfa 4’üncü Sulh Ceza Hakimliği’nde ifade verdi. Gözaltında bulunan bir kişi hakimlikteki ifadesinde, “Emniyette gözümü bağladılar. Elektrik verdiler. Beni copla dövdüler. Anlatamayacağım başka şeyler de yaptılar” dedi. Gözaltındaki başka bir isim ise yaşadıklarını şöyle anlattı: “Bana küfürler edildi. Gözlerim kapalıyken cinsel organımdan bana elektrik verildi. Bu sırada iç çamaşırım ağzıma kapatılmıştı. Elektriğin aküden mi şebekeden mi verildiğini bilmiyorum.” İfadede işkence gördüğünü söyleyen başka biri kişi ise, “Sabaha kadar işkence gördüm” dedi. İfadelerin ardından hakimlik gözaltı süresini 4 kez daha uzattı. TEM Şube’de işkence gerekçesiyle hakimlik gözaltındakilerin başka bir şubeye götürülmesine karar verdi.

Gözaltında tutulan birkaç kişiyle görüştüklerini aktaran avukat Mustafa Eraslan, şunları söyledi: “Müvekkillerinin bir kısmına baktık. Hakim de işkenceyi gördü. Gözaltında çırılçıplak soyulmuşlar. Gözleri bağlı bir şekilde iç çamaşırlarıyla ağızları kapatılmış. Falakaya yatırmışlar.Avukatlığa başladığımda gözaltı süresi 7 gündü. 7 gün boyunca avukat görüşü yapılmıyordu. Ama böyle bir şey görmedim. Birçok davaya katıldım hiçbir davada böyle bir şey görmedim. Beş gün önce gördüğüm biri mum gibi erimiş. Bir insanın kafasındaki şişkinlik tarif edilirken ‘erik büyüklüğünde şişkinlik’ denilir. Bazı müvekkillerimin kafasındaki şişkinlik elma büyüklüğünde. Bir kadının göğsündeki şişkinliği tarif edemem.” dedi.

“Gözaltı sayısı her an artabiliyor. Bu konuda net bir bilgimiz de yok” diyen Erarslan, “Sulh Ceza Hakimliği bu işkencelerin yaşandığını kabul etti. Bu insanlar nereye giderse savcılık sorumlu. Bu karar yerine getirilmezse savcılık görevi ihmal suçu işlemiş olur” diye konuştu.

Nasıl gözaltına alındığını anlatan Ahmet Yıldırım, evinde günlük yaşamına devam ettiği sırada evinin avlusunda özel harekat timlerinin olduğunu fark etmesi üzerine camdan kendilerine baktığını belirtti. O anda içlerinden bir tanesinin küfür ederek ‘perdeni kapat bize bakma’ dediğini kaydeden Yıldırım, sonrasında ise kapısının çalındığını, kapıyı açmasıyla birlikte ise kendisine vurmaya başladıklarını anlattı. Kimlik isteyen polislerin, daha sonra kardeşi Emin Yıldırım’ın evine gittiğini söyleyen Yıldırım, yeğeni Uğur Yıldırım’ın ters kelepçelendikten sonra dövüldüğünü anlattı. Gözaltına alındıktan sonra Yaylak Janadarma Karakolu’na götürülen Yıldırım kardeşler daha sonra Urfa TEM Şube’ye götürüldü. Yıldırım, kendilerine burada yaşatılanları şöyle anlattı: “TEM’de bize elektrik verdiler. Beni gelip nezarethaneden alırken, kafama siyah bir torba geçirdiler. Sonra beni dövmeye başladılar. Hiçbir şey göremiyordum. Kaç kişi vuruyordu belli değildi. Elbiselerimi çıkarıp çıplak hale getirdiler. Bana vurup yere yatırdılar. Elimi, ayağımı bağladılar. Beni sırt üstü yatırıp cinsel organıma elektriğe verdiler. Kafamı kırdılar. Kafamdaki yara izi hala var. Bir de benim yanımda Ömer Gül vardı, ona da çok işkence yapıyorlardı.”

Yıldırım, sağlık kontrolü için götürüldükleri hastanedeki doktorların işkence gördükleri her hallerinden belli olmasına rağmen hiçbir müdahalede bulunmadığını da ifade etti. Yıldırım, “Ağzımız burnumuz kan içindeydi ama doktorlar bunu gördükleri halde bize müdahale etmiyorlardı” dedi. Sağ kulak arkasında yırtığa bağlı 6 dikiş ve sağ bacağında morluk olan Müslüm Yıldırım ise işkence ve kötü muamelenin daha evde gözaltına alınırken başladığını dile getirdi. Çocuklarının gözü önünde darp edildiğini söyleyen Yıldırım, yerde yüzüstü yatırılmış halde bekletildikleri Yaylak Karakolu’nda da özel harekat polislerinin kafalarına basıp, tekme atıklarını, yine ağır küfür ve hakaretlerde bulunduklarını kaydetti. Yıldırım, “Hepimizi dışarıya çıkardılar. Bizi yüz üstü yere yatırdılar. Sonra bize işkence yaptılar. Küfür ve hakaret ediyorlardı. Silah dipçikleri ile bizi darp ettiler. Bizi dövdüler. Sonra bizi TEM Şube’ye getirdiler. Biz 6-7 gün TEM’de kaldık. Burada da kötü muamele ve işkence devam etti” diye konuştu. Niye gözaltına alındıklarını bilmezken, emniyette sürekli ‘Siz bizim bir arkadaşımızın ölmesine sebebiyet verdiniz’ suçlamasına maruz kaldıklarını belirten Yıldırım, ancak hiçbir şeyden haberleri olmadan günlerce işkence gördüklerini kaydetti.