Umut-Sen Koordinatörü Başaran Aksu, Özal’ı hatırlattı: İşçi sınıfı zengin sevmenin bedelini Erdoğan’a ödetecektir

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ”OHAL’i grev tehdidi olan yere müdahale için kullanıyoruz” cümlelerine Umut-Sen Koordinatörü Başaran Aksu geçmişi hatırlatarak ”Turgut Özal da 90’lı yıllarda benzer bir şey yaparak ‘Ben zengini severim’ dedi. Zengin sevmenin bedelini işçi sınıfı o zamanki iktidara Zonguldak maden yürüyüşü ile ödetti; üç ay sonra hükümet düşmek zorunda kaldı” şeklinde cevap verdi.

Ankara TOBB Kabul Salonu’nda yapılan’15 Temmuz Milli İrade Zaferinin Analizi Kitabı’ nın tanıtım toplantısında yabancı sermayeli yatırımcılara konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ”Biz OHAL’i iş dünyasının daha rahat çalışması için getirdik. İş dünyasında herhangi bir sıkıntınız aksamanız var mı? Biz göreve geldiğimizde OHAL vardı. Şimdi grev tehdidi olan yere OHAL’den istifade izin vermiyoruz. Bunun için kullanıyoruz OHAL’i. Fotoğraf oldukça net” şelklinde konuşarak OHAL’in varoluş sebebini tüm kamuoyuyla paylaştı. Erdoğan’ın yaptığı açıklama ile ilgili görüşlerine başvurduğumuz Umut-Sen Koordinatörü Başaran Aksu da, Erdoğan’ın yolunda yürüdüğünü söylediği Turgut Özal’ın bir sözünü anarak, ”Özal da 90’lı yıllarda benzer bir şey yaparak peygamberin sözüne atfen ‘Ben zengini severim’ dedi. Zengin sevenlere Türkiye işçi sınıfı sevmenin ne demek olduğunu mutlaka farklı biçimlerde göstermiş, bedelini ödetmiştir. İşçiler bu cümleyi not aldılar ve Zonguldak madencileri yüzbinleri aşan bir yürüyüş ile kazma sırtlarında Mengen’ e doğru evrildiklerinde, üç ay sonra hükümet düşmek zorunda kaldı” dedi.

İşte Umut-Sen Koordinatörü Başaran Aksu’nun Erdoğan’a verdiği yanıt:

”Geçmişteki hiçbir büyük eylem yasaya dayanarak yapılmadı”

Erdoğan daralan, toplumsal, siyasal zeminini genişletmeye dönük hamle yapıyor. Sermaye içerisinde kendisinin halen kullanışlı bir öge olduğuna ikna etmeye çalışıyor. Turgut Özal da 90’lı yıllarda benzer bir şey yaparak peygamberin sözüne atfen ‘Ben zengini severim’ dedi. Zengin sevenlere Türkiye işçi sınıfı sevmenin ne demek olduğunu mutlaka farklı biçimlerde göstermiş, bedelini ödetmiştir. İşçiler bu cümleyi not aldılar ve Zonguldak madencileri yüzbinleri aşan bir yürüyüş ile kazma sırtlarında Mengen’ e doğru evrildiklerinde, üç ay sonra hükümet düşmek zorunda kaldı. İktidar güçlü olduğunu düşündüğü bir anda grev yasakları ile işçileri baskıladığını, emeği denetlediğini düşünebilir. Fakat tarihsel düşünenler bilir ki bu çok büyük bir yanılgıdır. 15-16 Haziran’a, 90 Bahar Eylemleri’ne baksa, işgallere baksa, bu eylemlerin hiçbiri yasaya dayanarak yapılmamıştır. Eylemler, işçi sınıfının fiili gücüne dayanarak yapılır. Metal Fırtına döneminde de işçiler yasalara dayanarak davranmamıştır. En son 1200 Teknorot işçisi fabrikayı işgal edip sendikacıları döverken de yasak takmamıştır. Dolayısıyla işçi sınıfı 2018-2019 aralığında Tayyip Erdoğan’a bu sözleri hatırlatarak geri dönecektir.

”Erdoğan ‘cumhurbaşkanına hakaret suçunun’ kapsamını büyütmeye devam ediyor”

Erdoğan, AKP Genel Başkanı olarak cumhurbaşkanına hakaret suçunu işleyecek sınıfsal-toplumsal ölçeği büyütmeye devam ediyor. İşçiler, ‘Beştepe’nin Azmanı İşçi Düşmanı’ diye sokakları ve fabrikaları işgal edince anlayacaktır Erdoğan o zaman OHAL’in kendi için bedelini. Zonguldak maden işçilerinin yüzbinlerle kazma omuzda Mengen’e vardıklarında Çankaya’nın Şişmanı’nın anladığı gibi. Zengin seven Şişman güçle anlamıştı. Erdoğan da aynı yolla anlayacak işçilere sövmenin bedelini. Erdoğan terörist tanımının ölçeğini işçilere, her tür hak arayan yurttaşa doğru genişletmenin peşinde. Ancak Metal Fırtına’da fabrika işgalleriyle ayağa kalkıp toplu sözleşme düzenini alt üst eden işçiler, bu kez kasırga olarak ayağa kalkınca mevcut toplumsal sözleşme düzenini alt üst edeceğine emin olmalı. Erdoğan, işçi sınıfının mücadele tarihini okumalı yada geçmiş ezberinden aklında bir şeyler kalmışsa şayet başdanışmanı Cemil Ertem’e sormalıdır. İşçiler sosyetik değil sovyetik devrim peşindedirler. Bir kez yola çıkınca eşitlik ve özgürlük adına yakılıp yıkılmadık hiç bir şey bırakmazlar yeniyi kurmak için..

”OHAL, emeğin denetimi için ilan edilmiştir dedik, Erdoğan bu sözleriyle bizi haklı çıkarıyor”

Biz öteden beri OHAL’in temel dayanağının emeğin denetimi olduğunu söylemiştik. Erdoğan’ın bu açıklamaları bizi haklı çıkarıyor. İktidar arabuluculuk ve kiralık işçilik yasası, kıdem tazminatını delmek isteyen adımları ile uluslararası ve yerli sermayeye hala ‘kullanışlı’ olduğunu anlatmak istemektedir.

Erdoğan’ın bu pervasızlığı göstermesindeki rahatlığının sebebi, söylediklerini papağan misali tekrarlayan Türk-İş, Hak-İş gibi işçi içine uzanmış truva atı sarı sendikalardır. İktidar, bu sözlerini işçiler arasında bulandırabilecek medya gibi ideolojik aygıtlara yaygın olarak sahiptir. Erdoğan, bugün söylediğinin aksine yarın, örneğin Liman-İş gibi bir sendikanın kongresinde kürsüye çıkıp, bu sefer de patronlara fırça atarak işçilerin gönlünü alabileceğini düşünmektedir. Görünen şudur ki Erdoğan’ın geleceğe dair herhangi bir stratejisi, vizyonu yoktur. Zayıflık göstergesidir bu. Adalet arayanları da izleyen işçi sınıfı kendi gücünü herkese gösterecektir.

gazetehayir.com

Erdoğan patronlara seslendi: OHAL’den istifade ederek grev tehditlerine müdahale ediyoruz!